Ece ve Ay Işığına Küsen Bulut
Ece, ay ışığından saklanan küçük buluta duygularını anlatmanın kalbi nasıl hafiflettiğini gösterir.

Ece, yorganını dizlerine kadar çekmiş, pencereden gökyüzüne bakıyordu. Ay parlaktı. Yıldızlar pırıl pırıldı. Ama ayın önünde küçük, tombul bir bulut duruyordu.
Bulut sağa gidiyor, ay sağına geçiyordu. Bulut sola gidiyor, ay yine onu buluyordu.
“Neden saklanıyorsun?” diye sordu Ece.
Küçük bulut homurdandı. “Ay çok parlak. Herkes ona bakıyor. Kimse beni görmüyor.”
Ece pencereyi biraz araladı. “Ben seni görüyorum,” dedi. “Hem sen olmasan ay ışığı böyle yumuşacık olmazdı.”
Bulutun İçindeki Düğüm
Bulut biraz yaklaştı. İçinde küçük bir gök gürültüsü yuvarlanıyordu: gır, gır, gır…
“İçimde bir düğüm var,” dedi.
Ece elini göğsüne koydu. “Benim de bazen olur. Annemle şöyle yaparız: İçeri nefes, dışarı nefes.”
“İçeri nefes… Dışarı nefes… Düğüm küçülür, kalp dinlenir.”
Ece nefes aldı. Bulut da aldı. Ece nefes verdi. Bulut da verdi. Üçüncü nefeste bulutun içindeki gürültü minicik bir “puf” oldu.
Bulut ayın yanına süzüldü. Ay ona sıcak bir ışık gönderdi.
“Ben parlıyorum,” dedi ay. “Sen de ışığımı yumuşatıyorsun. Gökyüzünde ikimize de yer var.”
Küçük bulut gülümsedi. Ece yatağına uzandı. Ay ışığı, bulutun arasından geçip odasına süt gibi yumuşak yayıldı.
“İyi geceler, Ece,” dedi bulut.
“İyi geceler,” diye fısıldadı Ece. İçeri nefes aldı, dışarı nefes verdi. Gözleri kapandı. Gökyüzündeki küçük bulut da ayın yanında huzurla uyukladı.