Ali ve Pofuduk Ayıcık
Ali, uykuya hazırlanırken pofuduk ayıcığıyla günün telaşını yavaşça geride bırakır.

Ali’nin pofuduk ayıcığı yatağın üzerinde oturuyor, ama bir türlü gözlerini kapatmıyordu. Ali yastığını düzeltti.
“Bugün çok mu yoruldun?” diye sordu.
Ayıcık başını salladı. O gün oyuncak arabalarla yarışmış, bloklardan kule yapmış, öğleden sonra da minderlerin üzerinden zıplamıştı.
Günün Cepleri
Ali, ayıcığın küçük patilerini tuttu. “Her pati bir cebe benzesin,” dedi. “Bugünden kalanları ceplerimize koyalım.”
İlk cebe kırmızı arabayı koydular. “Bu, hızlı oynadığımız an.” İkinci cebe sarı bloğu koydular. “Bu, kulemizin en üstü.” Üçüncü cebe de pencerenin önündeki güzel gülümsemeyi koydular.
Ayıcığın cepleri dolunca Ali yavaşça nefes aldı.
“Gün bitti, cepler dinlendi; gözler kapandı, düşler geldi.”
Ali ayıcığına battaniyeden küçük bir yuva yaptı. Ayıcık önce bir gözünü, sonra ötekini kapattı. Ali de onun yanına uzandı.
Odanın içi sessizleşti. Pofuduk ayıcığın kalbi sanki minik bir davul gibi yavaşça atıyordu: pıt… pıt… pıt…
Ali günün ceplerini yatağının yanında bıraktı. Sabah olunca yine açabilirlerdi. Şimdi ikisinin de dinlenme vaktiydi.