Can’ın Esneyen Oyuncak Treni
Can, uyumak istemeyen oyuncak trenine gece istasyonunun sakin kurallarını öğretir.

Can’ın tahta treninin üç vagonu vardı. Kırmızı vagon oyuncakları, yeşil vagon minik taşları, sarı vagon da güzel düşleri taşırdı.
O gece Can yatağına girince tren halının üzerinde dolaşmaya başladı.
“Çuf çuf! Daha işim bitmedi!” dedi tren.
Can esnedi. “Ama gece istasyonu kapanıyor.”
Tren bir tur daha attı. Sonra o da kocaman esnedi: “Çuuuf!”
Gece İstasyonu
Can yastıklardan küçük bir istasyon yaptı. İlk durakta kırmızı vagon oyuncaklarını raflara bıraktı. İkinci durakta yeşil vagon taşları kutuya boşalttı.
Sarı vagonda yalnızca güzel düşler kaldı.
“Çuf çuf, yavaşla; puf puf, dinlen. Gece geldi, gözlerini dinlendir sen.”
Tren artık hızlı gitmiyordu. Tekerlekleri “tak tak” yerine “tık… tık…” diyordu.
Can onu yatağın yanındaki küçük köprüden geçirdi. Tren battaniyeden yapılmış tünele girdi. Tünelin sonunda yumuşak bir minder vardı.
“Burası son durak mı?” diye sordu tren.
“Bu, Uyku Durağı,” dedi Can. “Sabaha kadar dinlenir, sonra yine gezersin.”
Tren minderine yerleşti. Kırmızı vagon sustu. Yeşil vagon sustu. Sarı vagondaki güzel düşler, Can’ın yastığına doğru pırıl pırıl uçtu.
Can gözlerini kapadı. Tren son kez çok hafifçe “puf” dedi.
Oda sessizleşti. Gece istasyonu kapandı. Can ve küçük treni, sabahın ilk ışığına kadar huzurla uyudu.