Mert ve Minik Ateşböceği
Mert, ışığı sönükleşen ateşböceğine dinlenmenin de parlamak kadar değerli olduğunu anlatır.

Mert bahçede son kez çiçeklere iyi geceler diyordu. Tam içeri girecekken otların arasında minicik bir ışık gördü.
Işık bir yanıyor, bir sönüyordu. Bu, Işıl adında küçük bir ateşböceğiydi.
“Sürümün yanına dönemiyorum,” dedi Işıl. “Işığım çok az kaldı.”
Mert ellerini bir yuva gibi açtı. Işıl avucuna kondu. Işığı sıcak bir nokta kadar küçüktü.
“Belki biraz dinlenmen gerekiyordur,” dedi Mert.
Işığın Dinlenme Vakti
Işıl şaşırdı. “Ama ateşböcekleri hep parlamalı.”
“Güneş bile akşam olunca gider,” dedi Mert. “Ay bazen incecik olur. Dinlenmek, ışığın bittiği anlamına gelmez.”
Mert avuçlarını kalbinin yanına tuttu. Birlikte bahçenin seslerini dinlediler. Çimenler fısırdadı. Çiçekler kapandı. Uzakta bir cırcır böceği son şarkısını söyledi.
“Işık küçülür, beden dinlenir; sabah olunca güç yenilenir.”
Işıl ışığını bir kez daha yaktı. Bu kez parlamaya çalışmadı. Sadece yumuşacık bir sarı nokta oldu.
Az sonra çalının arkasında başka ışıklar belirdi. Işıl’ın ailesi onu arıyordu.
“Buradayım,” dedi Işıl. Minik ışığı yolu göstermeye yetti.
Ailesi onu yapraktan yuvasına götürdü. Mert de odasına döndü.
Yatağına uzandığında pencereden bir ışık yanıp söndü: bir kez iyi geceler, bir kez teşekkür.
Mert gözlerini kapadı. Bahçedeki bütün küçük ışıklar dinlendi. Sabah için güç toplarken gece de koyu mavi, yumuşacık bir örtü gibi her yanı sardı.