Sude’nin Bulutlara Bıraktığı Mektup
Sude, günün içinde biriken sözleri bulutlara yazarak hafifler ve geceye daha sakin girer.
Sude, akşamları gökyüzünü izlemeyi severdi. Bulutların şekillerini atlara, gemilere ve bazen de büyük pamuklara benzetirdi.
Bir gün okulda bir arkadaşının sözü Sude’nin içinde takılı kaldı. Sude cevap vermek istemiş ama cümlesini bulamamıştı.
Akşam yatağında düşüncesi dönüp durdu. Sonra penceresinin önünde ince, uzun bir bulut belirdi.
Bulut, “İçinde kalan sözler ağırlaşabilir. Onları bana yazmak ister misin?” diye sordu.
Bulut Mektubu
Sude bir kâğıt aldı. Üzerine, “Bugün o söz beni üzdü. Bunu sakin bir zamanda anlatmak istiyorum,” yazdı.
Mektubu katlamadı. Pencereye yaklaşıp cümlelerini buluta doğru okudu. Bulut her kelimeyi dikkatle dinledi.
Sonra bulut, Sude’ye üç küçük soru sordu: Ne hissettin? Ne olmasını isterdin? Bunu kime anlatabilirsin?
Sude cevaplarını düşündü. Üzgündü. Saygılı bir cümle kurmak istiyordu. Sabah öğretmeninden ve arkadaşından yardım isteyebilirdi.
Bulut mektubu içine aldı. Mektup kaybolmadı; gökyüzünde yavaşça aydınlanan bir çizgiye dönüştü.
“Sözünü bulmak için bazen önce kalbini dinlemek gerekir.”
Sude yatağına döndü. Cümlesini bulduğu için omuzları gevşedi. Bulut da pencerenin önünde usulca ilerledi. Gecenin sessizliği ikisine de dinlenecek yer açtı.